Knut Hamsun Sözleri

Yazar her zaman şeyleri kapsayan o titreşik sözcüğü bulmalıdır… Bir sözcük bir renge, ışığa, kokuya dönüştürülebilir.

İnsan fazla kibrinden dolayı ölebilirdi.

“Lütfen,  dedim. Köpeğim için bir kemik verir misiniz? Bir kuru kemik, varsın üzerinde hiç et olmasın; ağzına almaya bir şey olsun yeter!”

Hiç dudaklarınız konuşmanızı engelleyecek kadar titredi mi sizin?

Bulutsuz, berraktı gökyüzü,benim de gönlüm gölgesiz.

“Okumak doldurur, konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.”

Uzun zaman aç kalmış birine sizce ne yedirmeli?  Ölüm kalım  sorunu. Midesi biftek kaldırmıyor.

Adam şaşırdı : ” Süt iyi gelir derler,” dedi. ” Kaynamış süt! Kimin için sordunuz?”

Yoksulun zekası zenginin zekasından çok daha keskin gözlemcidir. Yoksul, attığı her adımda etrafına bakınır, insanlardan duyduğu her söze şüpheyle kulak kabartır. Böylelikle her adım onun düşüncesine ve duygularına bir iş bir görev yükler. Fakirin kulağı delik, duyarlığı yüksektir. O görmüş geçirmiş bir adamdır, ruhunda yanık yaraları vardır.

Ben orada burada sürtmek, başıma buyruk olmak, önüme çıkan işi yapmak, kırda bayırda yatmak, kendi kendim içinde bir bilmece gibi kalmak istiyordum.

Bazen de otlara bakarım, otlar da belki bana bakarlar, olamaz mı?

Ayrıca, başkalarından daha namuslu yaşamaya mecbur muydum san ki; sözleşmem mi vardı benim.

Ya Düğmeler Düğmeleri denememiştim daha !

Bulutsuz, berraktı gökyüzü, benim de gönlüm gölgesiz.

İçimi çürük lekeler kaplıyor, gittikçe genişleyen siyah mantarlar sarıyordu. Ve Tanrı beni göz altın da bulunduruyor, göçüşümün konulu kurallara uygun, yavaş ve sürekli, zaman ölçüsünü hiç bozmadan olacağımı önceden biliyordu.

Knut Hamsun Alıntıları

Üf çekingen insanlar ne zor! Onların yanında her şeyi bizim yapmamız, bizim söylememiz gerek.

Bütün umutlar yittiyse, her şey bitti demektir.

Beni az buçuk rahatsız eden şey, yemekten tiksinmeme rağmen, açlıktı.

İşte bu canım dakikanın da canına okunmuştu!

Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehirde, Kristiania’da

aç sefil sürtüyordum o günlerde…

İnsan nasıl olur da ortaçağda vicdandan bahsedebilir di ?

Açlığın kemirişleri dayanılmaz bir hal alıyor, bende rahat huzur bırakmıyordu. Karnımı hiç değilse böyle doyurayım diye, hep yeni baştan tükürüğümü yutuyor, faydasını göreceğe de benziyordum.

Bütün ömrüm bir mercimek çorbasına fedadır.

“Sen üzgün olduğun anlarda ben ağlardım bur da ve sen uykulara dalınca ben tatlı rüyalar üflerdim uykularına.”

“Çektiğim kahırlar beni gittikçe vurdumduymaz yapıyordu.”

“Bir insanın, en candan, en hararetli bütün girişimlerinin yüzde yüz boşa gitmesinde bir hikmet var mıydı, neydi?”

“Ben üç şeyi seviyorum” diyorum sonra. “Vaktiyle gördüğüm bir aşk rüyasını seviyorum, seni seviyorum, şu toprak parçasını seviyorum. ”

Möller caddesinde bir lokantanın önünde durdum, içerde kızartılan taze et kokusunu içime çektim. Elimi kapı tokmağına götürmüş, işim olmadığı halde rastgele içeri giriyordum ki, tam vaktinde aklım başıma geldi, uzaklaştım.

Camın az bulunur ve camgöbeği renginde olduğu bir çağ vardı eskiden, nadir şeyler çağı olan eski zamanlar kutlu olsun!

Hay Allah, sen bilirsin ! Gel de yaşa bu aptallar içinde !

Knut Hamsun Hayatı ve Eserlerine Bakmanızı Öneririz.

Sayfamızda Knut Hamsun’un Hayatı ve Esereri yer alır.

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Toplam: 2 Ortalama: 4.5]
admin
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

Benzer Konular

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

Sosyal Medya

985BeğenenlerBeğen
808TakipçilerTakip Et
298TakipçilerTakip Et
21AboneAbone Ol

Günün Kitabı

Yılanların Öcü

Editör Seçimleri

Popüler Konular

Son Konular