Kitapdiyari.net



Medarı Maişet Motoru

 Medarı Maişet Motoru

Tür: Roman

Yazar: Sait Faik Abasıyanık

İlk Yayınlanma Tarihi: 1944

Karakterler

Fahri: Arifiye’ye gelerek Melek ile yakın arkadaş olan bir adamdır. Kitabın sonunda hastalıktan ölmektedir.

Hikmet: Ali Rıza tarafından büyütülmüş bir çocuktur. Medar-ı Maişet Motoru’nda çalışmaktadır.

Melek: Ali Rıza’nın kızıdır. Fahri ile yakın arkadaş olur ancak Fahri’nin ölümü ve Hikmet’in hapse düşmesinden hemen sonra Ankara’ya giderek evlenir.

Konusu

Bir kasabada yaşayan Hikmet ve Melek’in yaşamı, buraya gelen Fahri’nin ölümüne dek değişen yaşamları kitabın konusunu oluşturmaktadır.

Özeti

Ali Rıza, Burgazada’nın yoksul adamlardan bir tanesidir. Ali Rıza kızı Melek’i Rum berberi olan Dimitro’nun yanında çırak olarak çalışması için verir. Ali Rıza ya da bilinen diğer adı ile Kondos parasız ve hasta bir adamdır. Ali Rıza’nın çocukken evlat edindiği Hikmet ise Medar-ı Maişet adını verdiği motoru ile balıkçılık yapan birdir. Ali Rıza Hikmet’i bir kış gününde dışarıda bulmuştur. Evlatlık edindiği Hikmet’i Medar-ı Maişet Motoru adlı motora balıkçılık yapması için vermiştir. Ali Rıza’nın hayali ise Burgazada yakınlarında, içerisinde kimsenin yaşamadığı Kaşık Adası’na yerleşmektir. Bu yüzden Ali Rıza Hikmet’e sıklıkla bu hayalini anlatmaktadır.

Üniversite öğrencisi olan ve İstanbul’un Maçka seminde oturan Fahri ise zengin bir aileden gelmektedir. Fahri, evlerinde çalışmakta olan Zehra ile fazla yakınlaşmaya başlamıştır. Ailesi de bu durumu fark etmiştir. Bunun üzerine Fahri’nin ailesi onu bir süre evden uzaklaştırma kararı alır.  Bu kadar üzerine Fahri ablasının yanına gider.  Fahri trende ablasının yanına giderken dalgıçlık yapan Ragıp isimli biri ile tanışır ve onun hikayelerini dinler.

Tren yolculuğu biten Fahri yürüyerek amcasının yaşadığı eve kadar gelirken, burada geçirdiği çocukluğunu hatırlamaktadır. Fahri ablasının yaşadığı kasabaya temelli olarak yerleşmeyi planlamıştır ancak hastalığı sebebi ile tekrar İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştır.

Zaman içerisinde Rum beraberinin yanında usta bir berber olan Melek kendisine ait bir dükkan açmış ve bu dükkana müşteri çekmeye başlamıştır. Hastalığı nedeni ile Arifiye’ye gelen Fahri onun açtığı berber dükkanına gelir. Melek Fahri’nin son derece ateşli biri olduğunu görünce geceyi Fahri’nin yanında ona bakarak geçirir. Fakat adada yaşayan halk bunu bir dedikodu malzemesi haline getirmiştir.

Dedikodular bir şekilde Ali Rıza ve Hikmetin kulağına kadar gelmektedir. Ali Rıza duruma fazlası ile sinirlenmiştir. Fahri ise Melek ile nişanlanacağını dile getirmektedir. Bunun üzerine öfke biraz olsun yatışır. Ancak Hikmet Melek’e aşıktır. Melek’in nişanlanacağını öğrenince adadan ayrılma kararı alır.

Hasta olan Fahri hayatını kaybeder ve Melek ile Fahri nişanlanamaz. Namusunu temizleyemeyeceğini düşünen Ali Rıza öfke ile gelerek Melek’in dükkanını dağıtır. Bunun üzerine Melek evden kaçar ve Beyoğlu’nda bir berberde çalışmaya başlar. Hikmet Melek’in izini sürer ve onu bulur. Ancak Melek’in bir şoför ile nişanlandığını öğrenir ve duygularını açamaz.

Evden ayrılan Hikmet babasının hayali olan Kaşık Adası’nda bekçilik yapmaya başlamıştır. Hatta hikmet motoru ile İstanbul’a gidip gelirken kimsesizlerden oluşan dört kişilik bir grupta kurmuştur. Bu dört kimsesiz balıkçılık yaparak geçinmeye çalışmaktadır. İşleri zamanda düzelmeye başlamış ve her gece farklı eğlencelere gitmeye başlamışlardır. Hikmet zamanla bu durumdan kuşkulanmaya başlar. Çünkü yakalanan balıklar ile harcanan paralar arasında çok büyük farklar söz konusudur. Hikmet bu adamların hırsız olduğunu öğrenir. Polisler hem Hikmet’i hem de arkadaşlarını karakola götürür. Hikmet ve arkadaşları hapse atılır. Bu sırada Melek ise Ankara’ya yerleşmiştir. Burada evlenir ve birde çocuğu olur. Ali Rıza’da sarhoşken çıkarttığı olaylar yüzünden hapse atılır ve burada Hikmet ile karşılaşır.

Kısa Bilgiler

  • Medar-ı Maişet Motoru, Sait Faik Abasıyanık’ın ilk defa 4 ekim 1940 tarihinden 21 şubat 1941 tarihleri arasında Yeni Mecmua dergisinde yayınlanan ve toplamda 19 bölüm olan uzun bir öyküsüdür.
  • Bu uzun öykü bazı araştırmacılar tarafından roman olarak da kabul edilmiştir.
  • Eserini kitap haline getirmek istese de yayıncılar bu işe pek sıcak bakmamışlardı. Bu noktada annesinden bir miktar para alarak kitabın yayınlanmasını sağladı. Ancak kitap sadece 99 adet satmıştı.
  • Aynı zamanda çok kısa süre içerisinde asılsız bir ihbar nedeni ile kitap Bakanlar Kurulu kararı ile piyasadan toplatıldı.
  • Yazarın bu eseri 1952 yılında kendi adı ile değil Ceylan-ı Bahri adı ile Varlık yayınları tarafından yeninden basılmıştır.
Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 6 Average: 4]

admin

İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

BENZER KONULAR

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin