Babalar ve Oğullar

Tür: Roman

Yazar: İvan Sergeyeviç Turgenyev

İlk Yayınlanma Tarihi: 1862

Karakterler

Arkadiy Nikolayeviç Kirsanov: Nikolay Petroviç’in oğludur. Üniversiteyi yeni bitirmiş, çevresinden çabuk etkilenen, nihilist olmasına rağmen, gelenekçi bir gençtir.

Yevgeniy Vasilyiç Bazarov: Nihilist olan genç, tıp eğitimi almış, bilimsel araştırmalar yapan, duygularını pek belli edemeyen, bu yüzden de ukala olarak algılanan birisidir.

Nikolay Petroviç Kirsanov: Arkadiy’in babasıdır. 44 yaşında, sanattan hoşlanan, adaletli, ılımlı kişiliğe sahip birisidir.

Pavel Petroviç Kirsanov: Arkadiy’in amcasıdır. Bazarovla hiç anlaşamaz. Soyluluğuyla gurur duyan, yine de kardeşi gibi reform yanlısıdır.

Feniçka: Nikolay’ın nikahsız yaşadığı eşidir. Aralarındaki yaş ve sınıf farkına rağmen, romanın ilerleyen bölümlerinde nikahlı eşi olacaktır.

Anna Sergeyevna Odintsova: Güzel olduğu kadar zeki olan genç kadın Bazarov’u kendisine aşık etmiştir.

Katya Sergeyevna Lokteva: Anna’nın kız kardeşidir. Karakteri ablasına hiç benzemez, gelenekçidir. Arkadiy ile evlenir.

Konusu

Turgenyev, Babalar ve Oğullar romanını 1862 yılında kaleme almış, dönemin Rusya’sını anlatmıştır. Babalar gelenekçi olarak anlatılırken, oğullar nihilizm (hiçlik) felsefesiyle otoriteyi tanımayan, yenilikçi, modern şekilde temsil ediliştir. Nikolay Petroviç’in sahip olduğu toprakları köylülerle paylaşmış olması da yine o dönemin yaşanılan gelişmelerinden. Roman Dünya Klasikleri arasında gösterilmiş, MEB, bu eseri 100 Temel Eser listesine almıştır.

Özet

Nikolay Petroviç Kirsanov, üniversiteyi bitiren oğlu Arkadiy ve onun arkadaşı Bazarov ile birlikte yaşadıkları çiftliğe giderler. Nikolay sahip olduğu toprağını köylülerle paylaşmış reform yanlısı birisidir. Çiftlikte abisi Pavel Petroviç ve kendisiyle sınıf farkı olan genç bir bayanla birlikte yaşamaktadır.

Gençlerin çiftliğe gelişlerinden sonra gelenekçi yapıya sahip olan baba ve amca gençlerin nihilist (hiçlik) fikirleri üzerine sık sık tartışırlar. Bazarov tıp eğitimi almış birisidir, bilimin amacının duygunun ve geleneğin üstünde olduğunu hiçbir otoriteyi tanımadığını söyleyerek amca Pavel in şimşeklerini üzerine çeker. Bazarov bu tartışmaları dikkate bile almaz, mesleğiyle ilgili deneyler ve araştırmalar yapar. İki genç gittikleri baloda Anna Sergeyevna Odintsova ile tanışırlar. İki arkadaş kadının güzelliğine ve zekasına hayran kalır. Odintsova da Bazarov’un hiçbir şeye inanmayacak kadar cesur oluşundan etkilenir, onları evine davet eder. Kız kardeşi Katya ile birlikte yaşayan Odintsova duldur, eşinden kalan mirasla lüks yaşayan ve düzene önem veren bir kadındır. Bir süre sonra Bazarov Anna’ya, Arkadiy ise Katya’ya aşık olur.

Nihilist düşüncede aşka yer yoktur. Kendi duygularıyla yüzleşen Bazarov, içindeki aşkı dizginleyemediğinden dolayı kendinden nefret ederken, bir yandan da savunduğu fikre ne kadar bağlı olduğunu sorgular. İki genç Odintsova’nın evinde kaldıkları süre içinde nihilizmden ve birbirlerinden uzaklaşırlar. Bazarov aşkının karşılıksız olduğunu öğrendikten sonra, iki arkadaş Bazarov’un baba evine giderler. Bazarov’un babası da kendisi gibi doktordur. Çağın gerisinde kalmayan yaşlı adam yine de gelenekçidir. Oğlunun düşüncelerini biliyor, her dönemin yeni görüşleri de beraberinde getireceğinin ve bir süre sonra da onlara yenilerinin ekleneceğinin bilincindedir. Sınırsız hoşgörüye rağmen Bazarov burada da duramaz. Araştırmalarına devam edebilmek için yine Kirsanovların çiftliğine geri dönerler. Bazarov Anna’yı unutmak için çalışmaya devam ederken, Arkadiy ise Katya ile günlerini geçirir. İki arkadaşın dostlukları ve fikirleri yavaş yavaş ayrılmaya başlamıştır. Arkadiy, Bazarov gibi değildir. Kişiliğinde değişim yapmadığı için, devrim yapmaktan uzaktır. Bazarov ile amca Pavel arasındaki gerginlik büyür, Bazarov’un Feniçka’ya yakınlığını bahane edilerek düello yaparlar. Aslında burada yaşanan iki farklı kuşağın çatışmasıdır. Yaşanan olaylar sonrasında Bazarov, baba ocağına geri döner. Kendini mesleğine adayan genç adam yaptığı bir otopsi sırasında tifüs mikrobu kapar ve hayatını kaybeder.

“Bu mezarda ne denli tutkulu, günahkar, isyankar bir yürek yatıyor olursa olsun, üzerinde yetişen çiçekler gene de masum gözleriyle uysal, sakin bakar bize: Yalnızca ebedi huzurdan, doğanın “kayıtsız”, büyük huzurundan değil, ölümsüz barıştan, sonsuz yaşamdan da söz ederler…”

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 5 Average: 4.2]
Nurhayat Akbulut
İyi kitap okumak geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir.

Benzer Konular

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

24BeğenenlerBeğen
866TakipçilerTakip Et
5TakipçilerTakip Et
26AboneAbone Ol

Son Konular

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 5 Average: 4.2]