Sabahattin Ali

Doğum: 25 Şubat 1907, Eğridere, Bulgaristan

Ölüm: 2 Nisan 1948, Kırklareli

Meslek: Yazar – Şair  – Öğretmen – Tercüman

Hayatı

Gümülcine sancağına bağlı Eğridere’de 25 Şubat 1907’de doğan Sabahattin Ali, asker kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası piyade yüzbaşı Salahattin Bey, annesi de bir askerin çocuğu olan Hüsniye Hanım’dır. Salahattin Bey, Jön Türklerin destekçisidir ve oğlunun adını verdiği Şehzade Sabahattin ve Tevfik Fikret ile dostlukları vardır. Salahattin Bey’in askerlikten istifa etmesi nedeniyle aile Edremit’e yerleşti. Böylelikle hayatını yerleşimsiz geçiren bir adam için ilk yolculuk yapılır. 1914 yılında 1. Dünya Savaşı nedeniyle Salahattin Bey askere alınınca aile Çanakkale’ye taşındı. 1918’e kadar savaşın olduğu bu bölgede kalmak Sabahattin Ali’yi oldukça etkilemiştir.

Çocukluğu boyunca annesinin rahatsızlığı nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan Sabahattin Ali, babasının işlerinin bozulması ve ailenin ekonomik durumu nedeniyle erken yaşta yaşam mücadelesine girdi. Histerili annesinin kendisi ve iki kardeşi için tüm olumsuzluklarla karşı karşıya olduğunu düşünen babasının, gözünde çok özel bir yeri vardır. Nitekim babasından sonra, “Hayatımın direğinin yıkıldığını düşündüm!” diyecek. Eserlerinde gerçekçiliğin temellerini atan Salahattin Bey’in gözünde Sabahattin Ali’nin değerini, kendisi için yazdığı Babam İçin şiirinde de bulmak mümkün.

Eğitim Yılları

Eğitimine İstanbul Üsküdar Doğancılar’da Füyûzat-ı Osmaniye Okulu’nda başlayan Sabahattin Ali, ailesinin Çanakkale’ye gitmesinin ardından Çanakkale Ibtidaî Okulu’na girer. Okul, savaş nedeniyle öğretmensiz kapatılmasına rağmen babası ve diğer subayların yardımıyla tekrar açıldı ve Salâhattin Bey Türkçe dersleri verdi. Aile, 1918’de Salahattin Bey’in askerlikten istifa etmesi üzerine İzmir’e yerleşti. Rumların İzmir’i işgali sonucu annelerinin ailesinin yanına Edremit’e gitmek zorunda kaldılar. Bu dönemde Sabahattin Ali, Edremit Lisesine devam eder. Bu yıllarda okumayı seven başarılı, zeki bir çocuktur. 1921’de amcasıyla eğitimine devam etmek için İstanbul’a gelir, Ancak hiçbir yere giremeyince bir yıl sonra Balıkesir Dârülmuallimîn’e girer. Sabahattin Ali, aslında baba mesleğini devam ettirmek ve askere gitmek istese de, o yıl askeri okula hiçbir öğrenci alınmadığında bu isteğini gerçekleştirememiştir.

İlk öyküsü Horoz Mehmet’i bu yıllarda yazmış ve akabinde şiirler de yazmaya başladı. Okumayı ve okula gitmeyi seven Sabahattin Ali için ilk şikayet (ya da ilk ihbar) o yıllarda oluyor ve bu intihara giden yolda hızla dönülse de okul gözünde soğuyor. Öğretmenlerinin desteği ile İstanbul Öğretmen Okulu’na geçer. Burada son yılını tamamlayan Sabahattin Ali, 1927 yılında okulu bitirerek Yozgat Cumhuriyet Mektebi’ne atanır. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptığı Yozgat’ta çok bunalımlı. İstanbul özlemini “İstanbul özlemi beni çok kucakladı. Evler, sokaklar, denizler, insanlar gözümden çıkmıyordu …”

Hayata Tutunma ve Ölümü

“Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli; hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?” Diye soruyor kendine; artık gücü kalmamıştır. Hapishaneden sonra,  Zincirli Hürriyetteki yazısının ardından yargılanmak son nokta olur. ve bir tır alıp nakliyecilik yapmaya başlıyor. Sürekli gözetim altında olmak kendisinde birçok değişikliğe neden oluyor; sokaklarda tedbirli kıyafetlerle dolaşmaya başlıyor. Sabahattin Ali, çareyi yurt dışına çıkarak yeni bir başlangıç ve hayat kurmakta görüyor. Fransa’ya gitmek için pasaport ister ama kendisine pasaport verilmez. Kaçış planlarına başlayan Ali, Amerika’dan getirilen matbaayı satarak borçlarını öder ve kalan parayı da Ankara’ya ailesine bir mektupla gönderir.

Cezaevinde tanıştığı Hasan Tural adında biri onu Ali Ertekin ile tanıştırır. Yapılan planın sonucu; Edirne’ye peynir getirmek için cezaevinden tanıdığı sürücüler Salim, Ali Ertekin ve Sabahattin Ali yola çıkarlar. Sabahattin Ali ve Ali Ertekin’in 31 Mart’ta Kırklareli’ne giderken Kızılcadere köyüne ulaşması üzerine kamyon Salim’le birlikte geri gönderilir. Bu tarihten sonra Sabahattin Ali’den bir daha haber alınamaz. Pek çok kişi onun yurtdışına gittiğini düşünürken, 16 Haziran 1948’de bir çoban tarafından bulunan cesedin Sabahattin Ali’ye ait olduğu belirlenir. Bulunan bedenin dağınık gövdesi kimlik tespitine izin vermediğinden pek çok soru işaretleri kalır.

Sabahattin Ali’nin gerçekten kaçarken mi öldürüldüğü, bugün bile üzerinde tartışılan bir konu olarak kalmıştır.

Eserleri

Romanları

Öyküleri

Şiirleri

  • Dağlar ve Rüzgar
  • Kurbağanın Serenadı
  • Öteki Şiirler

Bestelenen Şiirleri

  • Hapishane Şarkısı V (Aldırma Gönül – Kerem Güney, Edip Akbayram)
  • Leylim Ley (Zülfü Livaneli)
  • Hapishane Şarkısı I (Göklerde Kartal Gibiydim – Edip Akbayram)
  • Hapishane Şarkısı III (Geçmiyor Günler – Ahmet Kaya)
  • Çocuklar Gibi (Sezen Aksu)
  • Kız Kaçıran ( Ahmet Kaya)
  • Kara Yazı (Ahmet Kaya)
  • Melankoli (Nükhet Duru)
  • Eskisi Gibi (Ben Yine Sana Vurgunum – Nükhet Duru)
  • Dağlar (Dağlardır Dağlar – Sezen Aksu)

Oyunları

  • Esirler

Sabahattin Ali Sözlerine Bakmanızı Öneririz.

Sayfamızda Sabahattin Ali’nin Sözleri ve Kitaptan Alıntıları yer alır.

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 4]
Önceki KonuMahur Beste
Sonraki KonuSabahattin Ali Sözleri
admin
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

Benzer Konular

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sosyal Medya

24BeğenenlerBeğen
866TakipçilerTakip Et
5TakipçilerTakip Et
26AboneAbone Ol

Son Konular

Bu gönderiyi değerlendirmek için tıklayın!
[Total: 3 Average: 4]